Muhacir Ekmeği (Muhacir Somunu)

Muhacir Ekmeği (Muhacir Somunu)

Birinci Dünya Savaşı öncesi dönemde, Bulgaristan’da da yerleşik Türklere yerel halk ve siyasi otorite tarafından baskı uygulanmıştır. Bunun neticesinde, 1850’li yıllardan sonra Türkler Anadolu’ya göçmeye başlamıştır. Yaklaşık 500 kişi, 1906-1919 yıllarında Karaman’da Mecidiye, Mesudiye, Hamidiye, Çakırbağ (Dilbeyan), Göztepe ve Yuvatepe (Mercik) köylerine iskân ettirilmiştir. Bu göçmen Türk gruplarına muhacir denilmiştir. 
Karaman’da çok yaygın tüketilmese de yerel halktan bazılarının da yapmayı öğrendiği bir ekmek olan muhacir somunu bahsi geçen köylerde yerleşik muhacirlerin yaptığı, kendine has toprak fırında pişirilen, dayanıklı bir ekmektir. Eskiden tam öğütülmüş buğday unundan, su değirmenlerinde kalın çekilmiş unlardan yapılırdı. Topraktan yapılmış, göçmen (macır) fırını da denilen fırınlarda pişirilir. Muhacir somunu, eskiden ekşi maya ile yapılmaktaydı. Günümüzde yaş maya ile yapılmaktadır. Yoğrulan hamurdan bezeler sonra ekmek hazırlanıp tabanı yağlanmış tavalara alınır. Çalı çırpı, odunlar yakılarak fırın iyice ısıtılır. Ateş sönünce köz-kül fırın dışına alınıp tepsiler konulmakta, toprak fırında ekmekler uzun sürede pişirilmektedir. Bir kg hamur ya da ekmek boyutunda olan ekmek, pişme esnasında kabuk bağladığından içi nemli kalır, uzun sürede pişen ekmeğin tat ve aroması zenginleşir, içi yumuşak olur, bayatlaması geç olur. Küçük boyutlu ekmek olursa fırında çok çabuk kurur.